Sabah uyandın, gün senin.
Radyoda kanal arar gibi araştırsan kendini,
Duygu durum halini seçmek mümkün mü?
Ekrana bakmadan, şöyle bir gökyüzüne baksan, derin derin nefes alsan.
Sahip olduklarını hatırlasan ve tek tek şükretsen.
Bastığın yeri hissetsen mesela, seni nasıl desteklediğini farketsen.
İçindeki şükür duygusunu çıkarsan dışarı.
Ne olur?
Kendini an’a getirirsin.
Gün senin sanatına hazırlar kendini.
Yüksek frekans içeren olasılıklara doğru tabloyu çizmeye başlarsın.
Böyle olunca, evin kapısından çıktığında birbirine sevgiyle sarılan bir çift görürsün.
Ya da ayağına dolanan bir kedi.
Kulağına fısıldayan bir kuş.
Dilinde neşeli bir günaydın.
Elimizde olanın iyi tarafını görmeye gayret edip, onu büyütelim.
Büyüttüğümüz küçük sorunları bırakalım, onlar küçük şeyler olarak yerli yerinde kalsınlar.
Biz önce içeride, sonra yaşamda, iyiliği, şükran duygusunu, sevgiyi büyütelim.
Tüm gerçekliğin içerisinde, sevelim ve ayakta kalalım.
Bilelim ki olan her şey; “içinde barışçıl bir neden barındırır”